Nehc’ul Belağa’nın Müstedrekleri

رMüminlerin Emiri Ali (a.s)’ın ashabı onun sözlerinin aşığıydı. Ali (a.s) da böyle­sine susuz insanlar görünce ilahi marifetleri, gerçekleri ve dini ilkeleri onlara beyan etmeyi bir görev biliyordu. Elbette itiraf etmek gerekir ki Hz. Ali’nin söylediği halde bize ulaşmayan sözleri elimizdekilerden çok daha fazladır. Zira doğal olarak Hz. Ali(a.s)’ın tüm sözleri yazılmamış, yazılanların bir miktarı da tarihte yer alan bazı olaylar neticesinde ortadan kaybolmuştur. Ama ne mutlu, demek gerekir ki bugün elimizde var olanlar sadece Nehc’ul Belağa’ya özgü değildir. Bildiğimiz gibi Seyyid Razi, Hz. Ali (a.s)’ın sadece edebiyat ve belagat özelliği taşıyan sözlerini ve mektuplarını kaydetmiştir. Bu yüzden İbn-i Ebil Hadid, Seyyid Habibullah Hui ve İbn-i Meysem gibi bazı Nehc’ul Belağa’yı şerh eden kimseler bazı hutbelerin şerhinde Seyyid Razi’nin önce veya sonrasından çıkardığı bölümleri de asıl kaynağından nakletmişlerdir.  Örneğin, Hui yazdığı kitabında 29, 30, 37, 92 ve 180. Hutbeleri şerh ederken Seyyid Razi’nin çıkarmış olduğu bölümlere de yer vermişlerdir.[1]

İbn-i Ebil Hadid de kendi nezrindeki mevcut kaynaklara işaret etmiş ve Seyyid Razi’nin ilave ettiği ekleri zikretmiştir. [2]

Ali b. Hüseyin Mes’udi de “Ali (a.s)’ın farklı yerlerde buyurduğu hutbelerden 480 küsürünün ezberlendiğini sözlü ve uygulamalı olarak insanlar arasında yaygın hale geldiğini söylemiştir.”[3]

Oysa Nehc’ul Belağa’daki mevcut hutbeler 239 tanedir ve Mes’udi’nin dediğinin yarısından da azdır. Tuhaf’ul-Ukul adlı kitabının 163 sayfasını Hz. Ali (a.s)’ın hutbe, vasiyet ve öğütlerine ayıran Hasan b. Şube şöyle söylemektedir: “Eğer Hz. Ali (a.s)’ın sadece tevhit hakkındaki söz ve hutbelerini hiç bir ilave ve başka anlam vermeden bir araya getirecek olursak, Tuhaf’ul–Ukul kadar kalın bir kitap olurdu.”[4]

H. 588 yılında vefat eden İbn-i Şehraşub, Menakib-i Al-i Ebi Talib adlı kitabında, Nehc’ul Belağa’da mevcut olan Şıkşıkiye, Tevhit, Kasıa, Eşbah, İstiska ve Garra aslı hutbelerinin yanı sıra bu kitapta olmayan başka hutbelerin adını da zikretmektedir. Örneğin; Lu’lu’, iftihar, Dürre-i Yetime, Ekalim, Vesile, Talutiyye, Kasbiyye, Süleymaniyye, Natıka, Dameğa, Fazıha hutbeleri gibi… Daha sonra Zeyd b. Veheb ve Süleyman b. Mehran’ın kitaplarından söz etmekte  ve bunların kendi zamanında da varolduğuna işaret etmektedir. [5]

Bazı alimlerde Nehc’ul Belağa’nın müstedreki olarak başlı başına bir takım eserler yazmışlardır. Örneğin:

1- Şeyh Hadi, Kaşif’ul Gıta, 17 – 188. sayfalarda Nehc’ul Belağa’nın düzeninde olduğu gibi Hz. Ali’nin söz ve mektuplarını nakletmiştir.

2- Çağdaş bilgin Şeyh Muhammed Bakır Mahmudi, “Nehc’üs Saade fi Müstedreki Nehc’ul Belağa” adlı bir kitap yazmıştır. Bu kitabın dört cildini bizzat ben gördüm, üç cildini ise büyük hatip ve bilgin Seyyid Abduzzehra Hüseyni’ye bizzat kendisi göstermiştir. Bazı büyük bilginler de bu kitabın içeriğini Nehc’ül-Belağa’nın kaynakları olarak tanıtmıştır. Öyle anlaşılıyor ki sanki “Mesadir-u Nehc’ul Belağa ve Esanidihi” kitabıyla karıştırılmıştır.[6]

3- Abdullah b. İsmail Halebi’nin yazmış olduğu, Kitab’ut Tezyil,[7]

4- İbn-i Nake Ahmed b. Yahya’nın yazmış olduğu, Mulhek-u Nehc’ül Belağa,[8]

5- Seyyid Ali Han Emir Ehvaz’ın babası olan Halef b. Seyyid Abdulmuttalip Meşaşi’nin yazmış olduğu en-Nehc’ut-Takvim kitabı,[9]

6- Seyyid Hasan Mir Cihani Tabatabai’nin yazmış ol­duğu, Misbah’ul-Belağa kitabı,

7- Abdulvahid Amedi’nin yazmış olduğu, Gurer’ul-Hikem ve Durer’ul kilem kitabı… Bu kitapta, Nehc’ül-Belağa’da çok azı yer alan Hz. Ali (a.s)’ın kısa sözleri yer almıştır. Aynı anlamı taşıyan ama farklı şekillerde yazılmış olan sözleri de vardır. Örneğin, “Edep güzelliği en üstün soyluluktur”[10] sözünün Arapça metninde “hüsn” kelimesi kullanmışken aynı anlamı ifade eden bir başka hadisde ise “ni’me” kelimesi kullanılmıştır ve her ikisi de “güzel” anlamındadır.[11] “Edepten daha üstün soy yoktur.” Hadisinde de aynı durum göze çarpmaktadır.[12] Zira bir başka yerde “Edep gibi soy yoktur.”[13] veya “soyların en üstünü güzel edeptir.”[14] buyurulmuştur ve her üç hadis de aslında bir tek mana ifade etmektedir.

8- İbn-i Ebi’l-Hadid, kendi Nehc’ül Belağa şerhinin sonuna Seyyid Razi’nin naklettiği kısa sözlere 998 tane daha ekleyerek bunu “el-Hikem’ul Menşure” diye adlan­dırmıştır.

9- Kadı Kudai’nin telif ettiği, “Destur-u Mealim’il-Hikem” kitabı,[15]

10- Ebil Abbas Simeri’nin telif ettiği, “Kelam-u Ali ve Hutebuhu”kitabı,[16]

11- Şeyh Ali Vasiti’nin H. 457 yılında yazdığı, “Uyun’ul Hikem ve’l Mevaiz” kitabı,[17]

12- Mahmud b. Ebi Bekr Hafız Medini’nin telif ettiği, Huteb-u Ali b. Ebi Talib,[18]

13- Fazl b. Hasan Tebersi’nin telif ettiği, Nesr’ul-Leali,[19]

14- Fazl b. Ravendi’nin telif ettiği, Nesr’ul-Leali,[20]

15- H. 553 yılunda vefat eden Reşid Vetvat’ın telif et­tiği, “Metlub-u kolli Talib”kitabı,[21]

16- H. 841 yılında vefat eden İbn-i Faht Hilli’nin telif ettiği, “İstihrac’ul-Vekayi’il Mustekbele” kitabı,[22]

17- Mir Kasım Karabaği’nin hattıyla yazılmış olan “Monteheb-u Vesaya-i Emir’ul Muminin” kitabı, [23]

18- Hacı Sultan İsfahani’nin hattıyla yazılmış olan, “Vasaya-i Emir’ul Mu’minin kitabı, [24]

19- Kutb’ul-Ektab, Hüseyni Zehebi Şirazi’nin telif et­tiği, “el-Lealil Menşure” kitabı,[25]

20- Şeyh Abdullah Behrani Semahici’nin telif ettiği, es-Sahifet’ul-Aleviye kitabı,[26]

21- H. 1320 yılında vefat eden Hacı Mirza Hüseyin Nuri’nin es-Sahifet’ul-Aleviyyet’ul-Saniye kitabı, [27]

22- Hıristiyan bilginlerinden birinin yazmış olduğu, Hikem-i Ali b. Ebi Talib, kitabı,[28]

23- Şeyh Muhammed Harz’ın, Şeyh Tayyib Ali hindi için dikte ettirdiği, “Huteb-i Emir’ul-Muminin, fil Melahim mea şerhiha” kitabı,[29]

24- Şeyh Servet Şerkavi Mısri’nin yazmış olduğu, “Huden ve Nur” kitabı,[30]

Şüphesiz bu yazarlar birbirinden haberdar olmadıkları için kitaplarında bir çok ortak yönler göze çarpmaktadır ve dolayısıyla hepsini Nehc’ül-Belağa’nın müstedreki hakkında kaleme alınmış bağımsız birer eser olarak kabul etmek mümkün değildir.

————————————————-

[1]- Bu hutbeler Hui’nin 21 ciltlik şerhinde şu sıralamayla yer almıştır: c. 4, s. 14, c. 4,s. 118, c. 4, s. 141, c. 7, s. 69, c. 10, s. 288.

[2]- Bu hutbeler hakkında El Kaşif kitabında İbn-i Ebil Hadid’in kitabının dördüncü baskısından bazı örnekler verdik.

[3]- Muruc’uz-Zeheb c. 4, s. 441. (Fransızca tercümesiyle) ve c. 2, s. 431 (Mısır baskısı)

[4]- Tuhaf’ul-Ukul, s. 60

[5]- ez-Zeria, c. 7, s. 192; Menakib-i Al-i Ebi Talib’den naklen.

[6]- Seyr-i der Nehc’ül-Belağa, s. 6

[7]- Mesadir-u Nehc’ul Belağa, s. 330

[8]- a.g.e.

[9]- a.g.e. s. 332

[10]- Gurer ve Durer-i Amedi, c. 3, s. 392

[11]- a.g.e. c. 6, s. 159

[12]- a.g.e., c. 6, s. 378

[13]- a.g.e., c. 6, s. 250

[14]- a.g.e, c. 2, s. 467

[15]- Mesadir, c. 1, s. 68

[16]- a.g.e., c. 1, s. 71

[17]- a.g.e.

[18]- a.g.e. c. 1, s. 73

[19]- Mesadir, c. 1, s. 72 (Tebersi, H. 548 yılında vefat etmiştir. Mezarı Meşhed’de olup Şiiler tarafından ziyaret edilmektedir ve aynı zamanda Mecme’ul-Beyan kitabının da yazarıdır.)

[20]- Mesadir, c. 1, s. 75

[21]- Mesadir, c. 1, s. 75

[22]- a.g.e., s. 81

[23]- a.g.e. s. 84

[24]- a.g.e., s. 85

[25]- a.g.e., s. 85

[26]- a.g.e., s. 86

[27]- ag.e., s. 87

[28]- a.g.e., s. 89

[29]- a.g.e., s. 90

[30]- a.g.e., s. 91